Şanghay İşbirliği Örgütü: bir insan hakları ihlalleri aracı

29/04/2013
Communiqué
en fr ru tr

FIDH bugün yayınladığı bir raporda Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) işbirliği çerçevesi içinde tehlikeli bir eğilime işaret eden insan hakları ihlallerini belgeledi. 42 sayfalık Şanghay İşbirliği Örgütü: bir insan hakları ihlalleri aracı isimli rapor FIDH tarafından ŞİÖ üye devletlerinde bulunan üyeleri ve partner örgütleriyle ortaklaşa hazırlandı. Raporda, uluslararası insan hakları ve mülteci yasasını ihlal eden ŞİÖ işbirliği çerçevesinin bazı unsurlarına dikkat çekilmektedir.

ŞİÖ 15 Haziran 2001 tarihinde Çin, Rusya, Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan ve Özbekistan tarafından kuruldu. 11 Eylül olayları, ŞİÖ’nün ciddi insan hakları ihlallerine ve sivil toplumu hedef alan baskıcı önlemler almaya varan otoriter güvenlik politikalarını sıkılaştırması için bir gerekçe oldu. On yılı aşkın bir süre önce ŞİÖ üye devletlerinden gelen insan hakları savunucuları “şer üçlüsü” olarak bilinen terörizm, aşırıcılık ve bölücülük ile mücadele bağlamında uygulanan ŞİÖ’nün güvenlik ve siyaset çerçevesi altında varılan anlaşmaların ulusal düzeyde uygulanması ve devletlerarası işbirliği sonucu ortaya çıkan pek çok ciddi boyutta insan hakları ihlalini belgelemiştir. Mahremiyet hakkı, ifade özgürlüğü, barışçıl bir şekilde toplanma ve dernek kurma hakkı, işkence görmeme özgürlüğü ve geri gönderilmeme zorunluluğu gibi temel hakların artan bir şekilde ihlal edildiği görülmektedir. Bu esnada, mağdurların ulusal düzeyde etkin kanun yollarına uygun bir erişimleri bulunmamaktadır. Bu cezasızlık bağlamında mağdurların uluslararası ve bölgesel insan hakları mekanizmaları ve kanun yollarına erişimi ek bir önem kazanmaktadır.

ŞİÖ’nün güvenlik ve siyasi işbirliği çerçevesi altında gerçekleşen uluslararası insan hakları ve mülteci yasası ihlalleri Kazakistan’ın Haziran 2011 tarihinde 29 mülteci ve sığınmacıyı gerçek bir işkence ve kötü muamele riski ile karşı karşıya kalacakları Özbekistan’a zorunlu olarak iade etmesini içeriyor. Kazakistan böylelikle taraf olduğu İşkenceye Karşı Sözleşme ve Kişisel ve Siyasal Haklar Uluslararası Sözleşmesi’nin ikisinde de önemli bir yere sahip olan geri-göndermeme temel zorunluluğunu (kişilerin işkence riski bulunan yerlere iade edilmemesi) ihlal etmiş oldu. Kazakistan ayrıca BM İşkence Karşıtı Komitesi’nin komitenin durum incelemesini devam ettirdiği müddetçe hükümetin söz konusu kişileri iade etmemesine ilişkin almış olduğu geçici tedbir kararını da uygulamayı ihmal etti. Komite Haziran 2012 tarihinde Kazak yetkililerin İşkence Sözleşmesi’ni ihlal ettiği yönünde bir karar almıştı. Buna rağmen, Kazakistan ve Özbekistan uymamaya devam etmektedir. Bugün çıkan raporda dört adet belgelenmiş insan hakları ihlalinin daha detayları yeralmaktadır. Rapor ile birlikte terörizmle mücadele bağlamında çeşitli uluslararası insan hakları koruma mekanizmalarını içeren bir el kitapçığı da verilmektedir.

ŞİÖ üye devletleri ağırlıklı olarak otoriter rejimler olarak bilinir. Dini, siyasi ve insan hakları aktivistleriyle, siyasi muhalefet üyeleri ve bazı ulusal azınlık temsilcilerini ulusal güvenlik ve istikrar gerekçesiyle baskı altında tutmayı haklı çıkarma eğilimindedirler. ŞİÖ hükümetleri sıklıkla bu bireyleri veya grupları aşırıcılıkla suçlayıp, siyasi içerikli davalar açmaktadırlar. “Aşırıcılık” tam tanımlanmamış bir kavramdır ve uluslararası camiada kabül görmüş ceza gerektiren bir suç değildir. Hatta ŞİÖ güvenlik çerçevesi net bir terörizm tanımı olmaksızın ulusal mevzuata göre uygulanmaktadır. Bunun sonucu olarak devlet yetkililerinin istismarına açık ve fazla geniş tutulmuş yasa ve yönetmelikler ortaya çıkmaktadır.

ŞİÖ doktrinlerinin üye devletlerinin iç hukukuna dahil edilmesi, Çin ve Rusya’nın ŞİÖ’nün hakim üyeleri olma statüsünden ileri gelerek bu ülkelerin bölgesel terörizm ile mücadele politikalarının ve uygulamalarının kendi ulusal sınırlarını aşması anlamına gelmektedir. Bu durumun, Orta Asya’da insan haklarının korunması için vahim bir anlamı vardır. 6 ve 7 Haziran 2012 tarihinde Pekin’de gerçekleştirilen Şanghay İşbirliği Örgütü Zirvesi’nde üye devletler topyekün “bölgesel barış, güvenlik ve istikrarı tehdit eden etkinliklere” karşı uygulanacak mekanizmalar konusunda bir değişiklik kararı aldı.

FIDH Başkanı Souhayr Belhassen konuya ilişkin şöyle konuştu: Pekin’de alınan son karar ŞİÖ hükümetlerinin Orta Doğu ve Kuzey Afrika’daki gibi halk isyanları karşısında duydukları ortak korkuyu yansıtmaktadır. Belhassen şöyle devam etti: ŞİÖ’nün güvenlik doktrinleri hali hazırda zaten aynı fikirde olmayanlar ve insan hakları savunucularına karşı kullanılan ve istismar edilen geniş kapsamlı ve kontrolsüz devlet iktidarını daha da güçlendirecektir.

FIDH’in ŞİÖ ülkelerinden gelen üyeleri ile partner örgütleriyle birlikte ŞİÖ üye devletlerine yönelik aldığı bir dizi tavsiye kararını aşağıda bulabilirsiniz:

  • Uluslararası insan hakları yasaları ve uluslararası mülteci yasasından ileri gelen yükümlülükleri yerine getirmek ve uluslararası insan hakları mercilerinin kararlarına uymak.
  • Münhasıran insan haklarının korunmasına odaklanmış bir ŞİÖ mekanizmasını geliştirmek ve uygulamak.
  • Şeffaf insan hakları ilkelerini benimsemek ve ŞİÖ üye devletlerinin kararlaştırdığı ŞİÖ ilke ve anlaşmalarının uygulanmasından doğan insan hakları sonuçlarının düzenli şekilde değerlendirilmesi.
  • Ölüm cezasının kaldırılması.
  • ŞİÖ üye devlet işbirliği bağlamında hükümet dışı insan hakları örgütleri dahil olmak üzere sivil toplum temsilcilerinin tartışma ve görüş alışverişine dahil edilmesi.
  • Terörizmle Mücadele Kapsamında İnsan Hakları ve Temel Özgürlükleri İlerletme ve Koruma BM Özel Raportörü’nü ülkeyi ziyaret etmesi için davet etmek ve 2009 yılında yayınladığı raporundakiler dahil olmak üzere tavsiyelerini uygulamak için kendisiyle beraber çalışmak.
Lire la suite
communique