TÜRKİYE: Osman Kavala derhal serbest bırakılmalıdır

25/11/2021
Statement
en tr

Paris-Cenevre, 24 Kasım 2021 – Osman Kavala, 1487 günlük keyfi tutukluluğun ardından 26 Kasım 2021’de Gezi davasındaki bir sonraki duruşması için mahkemeye çıkıyor. Bu yeni duruşma öncesinde, İnsan Hakları Savunucularının Korunması için Gözlemevi (FIDH-OMCT), yetkilileri Osman Kavala’yı derhal ve koşulsuz olarak serbest bırakmaya ve Kavala ile birlikte Türkiye’deki tüm insan hakları savunucularına yönelik tüm suçlamaları düşürmeye çağırıyor.

Osman Kavala, Mart 2019’dan beri devam eden Gezi davası kapsamında hükümet karşıtı hareketleri kışkırtmak ve casusluk gibi asılsız suçlamalarla dört yılı aşkın keyfi tutukluluğun ardından 26 Kasım 2021’de İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi önüne çıkacak.

10 Aralık 2019 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Osman Kavala’nın tutukluluğunun Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 5. maddesi (özgürlük ve güvenlik hakkı) ile birlikte 18. maddesini (haklara getirilen kısıtlamaların sınırlandırılması) ihlal ettiğine karar verdi ve derhal serbest bırakılmasını emretti. Mahkemenin kararına rağmen Kavala serbest bırakılmadı ve bu karar henüz uygulanmadı. Sonuç olarak, 16 Eylül 2021 tarihinde Avrupa Konseyi (AK) Bakanlar Komitesi, 30 Kasım - 2 Aralık 2021 tarihleri arasında gerçekleşecek olan 1419. insan hakları toplantısından önce ülkenin AİHM kararına uymaması ve Kavala’yı serbest bırakmaması halinde Türkiye aleyhine ihlal prosedürü başlatacağını açıkladı.

AK Bakanlar Komitesi’nin açıklamasının ardından Türkiye’de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da aralarında bulunduğu çok sayıda üst düzey isim, Osman Kavala’yı hedef alan, onu suç işlemekle itham ederek masumiyet karinesi ilkesini ihlal eden ve yargıyı etkilemeye çalışan açıklamalar yaptı. Ayrıca, devlet destekli medya organları, Kavala’yı hedef alan ve yargıya yönelik "talimatlar" ima eden köşe yazıları yayınladı.

Osman Kavala tanınmış bir iş insanı, hayırsever ve insan hakları savunucusudur. Türkiye’de çeşitli sivil toplum örgütlerinin kurucusu olarak ülkede demokrasiyi, insan haklarını ve çok kültürlülüğü teşvik etmektedir. 2002’de bir sivil toplum örgütü olan Anadolu Kültür’ü ve Anadolu kentlerinde çeşitli sanat merkezleri kurdu. Osman Kavala aynı zamanda Açık Toplum Vakfı, Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etüdler Vakfı (TESEV) ve Diyarbakır Siyasal ve Sosyal Araştırmalar Enstitüsü (DİSA) gibi birçok sivil toplum örgütünün kurucu üyesi, yönetim kurulu üyesi ve danışma kurulu üyesidir.

Osman Kavala, 18 Ekim 2017 tarihinde polis tarafından gözaltına alındı, 1 Kasım 2017 tarihinde yüksek güvenlikli Silivri Cezaevi’nde "2013 Gezi Parkı Eylemlerinin beyni olmak" ve "Temmuz 2016 darbe girişimine katılmak" suçlamalarıyla tutuklu olarak yargılanmaya başladı. İddianame ve resmi herhangi bir suçlama olmaksızın bir yıl dört ay hapis yattı. Daha sonra soruşturmanın kapsamı genişletildi ve akademisyenler ve Anadolu Kültür çalışanları da dahil olmak üzere birçok sivil toplum aktörünü hedef alan yüksek profilli bir ceza davasına dönüştü. Osman Kavala’nın keyfi tutukluluğuna sonunda, Aralık 2019’da derhal serbest bırakılmasına karar veren AİHM önünde itiraz edildi.

18 Şubat 2020 tarihinde Osman Kavala, diğer sanıklarla birlikte Gezi davasındaki tüm suçlamalardan beraat etti ve hakim tahliyesine karar verdi. Ancak İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, 15 Temmuz 2016 tarihli darbe girişimine karıştığı iddiasıyla “hükümeti devirmeye teşebbüse” dair uydurma suçlamalarla aynı gün Kavala hakkında gözaltı kararı vererek cezaevinden çıkmasını engelledi. İstanbul 8. Sulh Ceza Hakimliği, 19 Şubat 2020 tarihinde söz konusu suçlamalarla yeniden tutukluluğuna devam edilmesi kararını verdi. 9 Mart 2020 tarihinde, Kavala hakkında "casusluk" iddiasıyla başka bir tutuklama kararı verildi. “Hükümeti devirmeye teşebbüs” suçlamasıyla verilen önceki tutukluluk kararı daha sonra iptal edildi, ancak “casusluk” suçlamalarına dayalı ikinci tutuklama kararı kapsamında serbest bırakılmadı.

Nihayet beraatlere rağmen, Gezi davası hukuka aykırı olarak çArşı davasıyla birleştirildi ve sadece Kavala’nın tutuklu yargılandığı 52 sanıklı bir dava başlatıldı. Sanık sayısı dikkate alındığında, davanın aylarca sürmesi ve bu esnada Osman Kavala’nın keyfi tutukluluğunun süresiz olarak devam etmesi kuvvetle muhtemel.

Gözlemevi, Osman Kavala’nın meşru insan hakları çalışmalarına misilleme olduğu görünen devam eden keyfi tutukluluğu ve kendisine yönelik yargısal tacizi şiddetle kınamaktadır. Gözlemevi, Türkiye’deki yetkilileri derhal ve koşulsuz olarak Kavala’yı serbest bırakmaya ve aleyhindeki tüm suçlamaları düşürmeye çağırmaktadır.
Gözlemevi ayrıca, Türkiye’deki yetkilileri, ülkedeki tüm insan hakları savunucularının suçlu haline getirilmesine, hedef alınmasına ve taciz edilmesine son vermeye; ve sivil toplum ile Türkiye vatandaşları tarafından insan haklarının meşru şekilde kullanılmasına orantısız kısıtlamalar getirilmesine son vermeye çağırmaktadır.

Ayrıca, 26 Kasım 2021’deki duruşmada Osman Kavala’nın serbest bırakılmaması durumunda Gözlemevi, AK Bakanlar Komitesi’ni kararlarına uymaya ve Türkiye aleyhine ihlal prosedürünü başlatmaya çağırmaktadır.

İnsan Hakları Savunucularının Korunması için Gözlemevi (Gözlemevi) 1997’de Uluslararası İnsan Hakları Federasyonu (FIDH) ve Dünya İşkenceyle Müdahale Örgütü (OMCT) tarafından kurulmuştur. Bu programın amacı, insan hakları savunucularına karşı baskıyı engellemek veya bu durumlara çözüm üretmek üzere müdahale etmektir. FIDH ve OMCT, uluslararası sivil toplum tarafından hayata geçirilen bir Avrupa Birliği İnsan Hakları Savunucuları Mekanizması olan ProtectDefenders.eu üyesidir.

Read more
statement