Türkiye: Kadın Hakları Savunucuları Saldırıların Hedefinde

13/01/2020
Press release
en tr

Paris-Cenevre-Dublin - 20 Aralık 2019 - Uluslararası İnsan Hakları Federasyonu (FIDH) ve Dünya İşkenceyle Mücadele Örgütü’nün (OMCT) kurduğu İnsan Hakları Savunucularının Korunması için Gözlemevi ve Front Line Defenders, Türkiye’deki kadın hakları savunucularının taciz edilmesi ve hedef gösterilmesinden büyük endişe duymaktadır.

25 Kasım 2019’da, kadın hakları savunucuları Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü için İstanbul, İstiklal Caddesi’nde yoğun polis ablukası altında bir araya geldi. Beyoğlu Kaymakamlığı’nın yürüyüşü yasaklamasına rağmen, 25 Kasım Kadın Platformu’nun yetkililerle yaptığı görüşmeler sonucunda Tünel Meydanı’ndan İstanbul Barosu’na kadar yürüyüş düzenlenmesine izin verildi. Kadınlar, akşam saat 7.00 sularında Tünel Meydanı’nda toplanarak yürüyüşe başladı. Polis, kortejin önünü 140 metre sonra keserek kadınların İstiklal Caddesi’nden Taksim Meydanı’na doğru yürümesine engel oldu. Kadınlar basın açıklamasının ardından alandan ayrılmaya hazırlanırken polis, barışçıl protestoculara göz yaşartıcı gaz ve plastik mermi ile müdahale etti. Emniyet Genel Müdürlüğü, olayla ilgili yaptığı açıklamada polis müdahalesine gerekçe olarak protestocuların arasında "marjinal grupların ve LGBTİ’lerin" yer almasını gösterdi. Yine aynı açıklamada polisin ikazına rağmen "alandan ayrılmak istemeyen grubun mukavemete devam etmesi üzerine, yere doğru göz yaşartıcı gaz atılarak" grubun dağıtıldığı ve olayla ilgili yakalama veya gözaltı yapılmadığı için polisin "orantılı güç" kullandığı iddia edildi. Olayla ilgili açıklama yapan İçişleri Bakanı polisin kadınlara şiddet uyguladığı iddialarını reddetti.

8 Aralık 2019’da, kadınlar, kadına karşı şiddeti protesto etmek için Şili’de başlayıp dünyaya yayılan "Las Tesis" danslı eylemini sergilemek üzere İstanbul Kadıköy İskele Meydanı’nda bir araya geldi. Polis, eylemin "izinsiz" olduğu ve şarkının Türkçe çevirisinde yer alan "tecavüzcü sensin, öldüren sensin, polisler, hakimler, devlet ve başkan" sözlerinin "suç olduğu" gerekçesiyle eyleme müdahale etti. Müdahale sırasında 6 kadın hakları savunucusu gözaltına alındı. "Cumhurbaşkanına hakaret", "Türkiye Cumhuriyeti Devletini ve kurumlarını aşağılama" ile "Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet" etmekle suçlanan kadınlar, ifadelerinin alınmalarının ardından ertesi gün adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Gözaltına alınanların avukatı, kadınlardan ikisinde ciddi darp izleri olduğunu ve darp eden polis memuru hakkında şikayette bulunduklarını belirtti. 16 Aralık günü, adli kontrol şartına itiraz dilekçelerini teslim ettikten sonra İstanbul Anadolu Adliyesi önünde toplanan kadınların basın açıklaması yapmasına polis yine engel oldu.

İlerleyen günlerde de Ankara, İzmir ve İstanbul’un çeşitli yerlerinde Las Tesis eylemini gerçekleştirildi. 12 Aralık 2019’da Ankara’da bir araya gelen kadınlar polis tarafından engellendi; 9 kadın ve 1 gazeteci gözaltına alındı. 9 kişi hakkında Kabahatler Kanunu uyarınca 320’şer TL para cezası kesildi. 14 Aralık günü, Cumhuriyet Halk Partisi kadın milletvekilleri Las Tesis eylemi sebebiyle hedef alınan kadın hakları savunucularına destek amacıyla Meclis’te dayanışma eylemi gerçekleştirdi. Ancak İçişleri Bakanı onlara da tepki göstererek "Türkiye’de polise, hakime, devlete, Başkan’a ‘tecavüzcü’ ve ‘öldüren’" demeye gerek olmadığını söyledi. Son olarak 16 Aralık tarihinde İzmir’de Las Tesis eylemine katılan 25 kadın hakkında da "Türkiye Cumhuriyeti Devletini ve kurumlarını aşağılama" ve "Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet" suçlamaları ile soruşturma açıldı. Soruşturma kapsamında yaklaşık 20 kadın gözaltına alınarak ifadelerinin alınmasının ardından serbest bırakıldı.

Kadın hakları savunucuları, barışçıl toplantı ve gösteri yürüyüşü haklarına yapılan müdahalelerin yanı sıra kamu otoriteleri tarafından başka yollarla de taciz ediliyor. Örneğin, cinsel ve toplumsal cinsiyete dayalı şiddetle mücadele eden, bu konudaki davaları takip eden ve farkındalık yaratma amaçlı etkinlikler düzenleyen Antakya Mor Dayanışma Kadın Derneği, Kasım ayında, "izinsiz eğitim düzenleme" iddiasıyla 51.168 TL para cezasına çarptırıldı. İlerleyen günlerde ise bu konuda herhangi bir ihbar yapılmaksızın binaları mühürlendi. 2019 yılı Ağustos ayında polis ve İlçe Millli Eğitim Müdürlüğü’nden geldiğini belirten kişiler dernek binasına gelmiş ve izinsiz olarak içeride gerçekleşmekte olan gönüllü aktiviteleri fotoğraflamıştı. Bunun yanı sıra etkinliğe katılan kadın ve çocuklara dernek tarafından kendilerinden herhangi bir ödeme talep edilip edilmediği de sorulmuştu. Kadın hakları savunucuları, derneklerine yönelik tacizin, yerelde birlikte çalıştıkları kadınların gözünde derneği itibarsızlaştırmak ve dernek faaliyetlerine köstek olmak amacıyla yapıldığına inanıyor. İdari para cezasına karşı derneğin yaptığı itirazla ilgili henüz bir gelişme olmadı.

Bu gelişmeler son yıllarda kadın hakları savunucularına yönelik yapılan saldırılarla benzerlik gösteriyor. Son olarak 8 Mart 2019’da Uluslararası Kadınlar Günü vesilesiyle düzenlenen İstanbul Feminist Gece Yürüyüşü ve 25 Kasım 2018’de Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü için İstanbul’da düzenlenen yürüyüş, polisin barışçıl eylemcilere müdahale etmesiyle sonuçlanmıştı. Kadın hak savunucularına karşı yapılan saldırılar özellikle Temmuz 2016’daki darbe kalkışmasından sonra daha da yoğunlaştı. Bazı kadın kuruluşları, özellikle de Türkiye’nin güneydoğusunda Kürt kadınları tarafından faaliyetleri yürütülenler, OHAL KHK’ları ile kapatıldı ve malvarlıklarına el konuldu. Bunun yanı sıra, kayyum atanan HDP’li belediyelerin bünyesindeki kadın danışma merkezleri de kayyumlar tarafından kapatıldı. Bugün hala birçok kadın insan hakları savunucusu, gazeteci, akademisyen ve siyasetçi tutuklu yargılanıyor ve/veya yargısal tacize maruz bırakılıyor. Yalnızca 2019 yılının Kasım ayında, 3 kadın gazeteci, Mezopotamya Haber Ajansı’ndan Ruken Demir ve Sadiye Eser ile Jin Haber Ajansı’ndan Melike Aydın, tutuklandı.

Aşağıda imzası bulunan kuruluşlar olarak, Türkiye’de hukuk devletinin kötüye gittiği ve sivil alanın giderek daraldığı son dönemde kadın hakları savunucularının hedef alınmasından ve farklı yöntemlerle taciz edilmesinden büyük endişe duyuyoruz.

Bu doğrultuda, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ni kadın haklarına yönelik sistematik ihlallerin ortadan kaldırılması için gereken her türlü adımı atmaya davet ediyor ve hükümete, kadın hakları savunucularının, bu konuda yürütülecek demokratik ve kapsayıcı diyaloğun ayrılmaz bir parçası olması gerektiğini hatırlatıyoruz. Ayrıca, hükümete kadın hakları savunucularının kriminalize edilmemesi ve kadın haklarının korunmasına ve geliştirilmesine yönelik faaliyetlere engel olunmaması çağrısında bulunuyoruz. Hükümeti, devletin kurumlarına yönelik meşru eleştiriler de dahil olmak üzere, ifade özgürlüğünü ihlal etmemeye ve başta İstanbul Sözleşmesi’nin uygulanması olmak üzere, kadınların meşru ve haklı taleplerini dikkate almaya davet ediyoruz.

Bunun yanı sıra Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ni, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi de dahil olmak üzere, Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerin korumasındaki ifade özgürlüğü, basın özgürlüğü, barışçıl toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı ile örgütlenme özgürlüğüne saygı göstermeye davet ediyoruz. Hükümete, demokratik bir toplumda hak ihlallerinin izlenmesinde vazgeçilmez bir rolü olan kadın hakları ve insan hakları savunucularına, çalışmalarını özgürce sürdürebilecekleri bir ortam sağlama çağrısında bulunuyoruz.

Ek olarak, uluslararası toplumu, Türkiye ile olan ikili ve çok taraflı ilişkilerinde ülkeden giderek kötüleşen kadın hakları ve insan hakları siciline karşı tepki vermeye ve kadın hakları ile insan hakları savunucularına yönelik saldırıları kınamaya davet ediyoruz.

Read more
communique