KOVID-19: Hapishanelerdeki insan hakları savunucuları derhal serbest bırakılmalıdır

08/04/2020
Press release
ar en es fa fr ru tr zh

Pandemi tehdidi altında bulunan hapisteki insan hakları savunucularının serbest bırakılması için FIDH’in yürüttüğü #Özgürlükİçin (#ForFreedom ) kampanyasına ulaşmak için

Hızla yayılan yeni tip koronavirüs pandemisinin mahpuslara karşı oluşturduğu ciddi tehdit nedeniyle, FIDH ve aşağıda imzası bulunan üye kuruluşları, hükümetlere sorumlulukları altında bulunan mahpusların güvenlik ve sağlığını sağlama yükümlülüklerini hatırlatmaktadır ve hapishanede tutulan tüm insan hakları savunucularının serbest bırakılması çağrısını yapmak için #Özgürlükİçin (#ForFreedom) kampanyasını başlatmıştır.

Kovid-19 salgını daha önce benzeri görülmemiş bir tehdit oluşturduğundan insan hakları savunucularının serbest bırakılması her zamankinden daha acil bir gereklilik haline gelmiştir. Haklarımız ve bunları savunanlar bu pandeminin kayıpları haline gelmemelidir. FIDH ve aşağıda imzası bulunan üye kuruluşları bugün dünya çapında tüm insan hakları savunucularının serbest bırakılması için yeni bir küresel kampanya olan #Özgürlükİçin (#ForFreedom]) kampanyasını başlatmaktadır. İnsan hakları savunucuları serbest bırakılmalı ve adaletsizlik, ayrımcılık, şiddet ve diğer insan hakları ihlallerine karşı meşru faaliyetlerini yürütmelerine izin verilmelidir.

“Dünyanın dört bir yanında insanlar suç işledikleri için değil insan haklarını savunmak için yaptıkları çalışmaları nedeniyle hapishanelerde tutulmaktadır. Değişimin meşru aktörleri olan insan hakları savunucuları aslında hiçbir şekilde hapsedilmemeliydiler,” diyen FIDH Başkanı Alice Mogwe, “KOVİD-19 dünyanın her yerinde hızla yayılırken hükümetler için bu adaletsizliğe son verme ve insan hakları için mücadele verenleri serbest bırakma zamanının artık geldiğini” belirtmektedir.

BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Michelle Bachelet ise “bugün hükümetler, her zamankinden daha da acil bir biçimde, siyasi mahpuslar ile sadece eleştirel ya da muhalif görüşlerini ifade etmeleri nedeniyle tutuklananlar da dahil olmak üzere, yeterli hukuki gerekçe olmaksızın özgürlüğünden mahrum bırakılan herkesi serbest bırakmalıdır.” demiştir. Bu söylenenler küçük yaştakiler, göçmenler, mülteciler, siyasi muhalifler, gazeteciler ve insan hakları savunucuları için de geçerlidir.

Kampanya web sitesinde Loujain Al-Hathloul (Suudi Arabistan), Azimjan Askarov (Kırgızistan), Sevda Özbingöl Çelik ve Hasan Ceylan (Türkiye), Yuri Dmitriev (Rusya), Leila de Lima (Filipinler), Pablo Lopez Alavez (Meksika), Khalil Maatouk (Suriye); Narges Mohammadi (İran), Miyan Abdul Qayoom (Hindistan), Nabeel Rajab (Bahreyn), Germain Rukuki (Burundi), Patrick Zaki (Mısır) gibi hapishanelerde tutulan insan hakları savunucuları tanıtılmaktadır. Web sitesi keyfi olarak hapiste tutulan diğer insan hakları savunucularının eklenmesiyle düzenli olarak güncellenecektir.

Mevcut sağlık krizinin aciliyeti, çoğunluğu hijyen bakımından içler acısı koşullarda tutulan ve yeterli sağlık hizmeti verilmeyen tüm bu kişilerin özgürlüklerinden haksız yere mahrum bırakılmalarının telafisi için yetkililere bir fırsat sunmaktadır.

Böyle bir bağlamda, FIDH ve aşağıda imzası bulunan üye kuruluşları, daha genel bir önlem olarak, halk sağlığı gerekçesi ile çok sayıda mahpusun geçici, sürekli ya da koşullu olarak serbest bırakılması yoluyla hapishanelerdeki doluluğun azaltılması konusunda hükümetlere çağrıda bulunmaktadır. İnsan hakları savunucuları ile birlikte yaşlılar, çocuklar, sağlık sorunu olanlar, düşünce mahkumları, düşüncelerini ifade ettikleri için tutuklananlar, idari tutuklular, kabahat ya da şiddet içermeyen suçlardan hüküm giyenler, tutuklu yargılananlar ve göçmen toplama merkezlerindekilere öncelik verilmelidir.

Kriz dönemlerinde, hükümetlerin en savunmasız durumda olanları koruma yükümlülüğü bulunmaktadır. Virüsün kolaylıkla yayılabileceği yerler olan ceza ve tutukevlerindeki mahpuslar, KOVİD-19 pandemisi tehdidine karşı en savunmasız gruplar arasındadır. Bu durum özellikle de hapishanelerde asgari standartların sağlanmadığı, aşırı doluluğun norm haline geldiği ve sosyal mesafenin korunmasının olanaksız olduğu ülkelerde risk oluşturmaktadır. Söz konusu riskin azaltılması için acil tedbirlerin alınmaması halinde, gözetim altında tutulanların bulunduğu yerlerde virüsün yayılması kaçınılmaz olacaktır. Böyle bir durumda, kişilerin özgürlüklerinden mahrum bırakılmaları KOVİD-19 hastalığına yakalananlar ya da yakalanma riski bulunanlar için ölüm cezasından farksız olacaktır.

Bu konuda alınacak tedbirler, BM İşkenceyi Önleme Alt Komitesi tarafından yayınlanan özel tavsiye ile birlikte mahpusların yeterli düzeyde kişisel hijyen, sağlık ve güvenliğinin sağlanmasını amaçlayan tedbirleri ayrıntıları ile ortaya koyan Mahpuslara Muameleye Dair BM Asgari Standart Kuralları (“Nelson Mandela Kuralları” olarak gözden geçirilmiş ve kabul edilmiştir) kapsamında yer alan devlet yükümlülükleri ile uyumlu olacaktır.

Türkiye, Tunus, Etiyopya, Endonezya, Bahreyn ve Senegal’in de aralarında bulunduğu bazı ülkelerin hapishanelerdeki aşırı kalabalığı azaltma ve virüsün yayılmasını önleme amacıyla mahpusları serbest bırakma çalışmalarını memnuniyetle karşılamaktayız. Burada sayılan ülkelere ve diğerlerine derhal serbest bırakılacaklar arasına insan hakları savunucularının da eklenmesi çağrısında bulunuyoruz. Birçok ülke, terörle ilgili suçlardan hüküm giymiş veya yargılanmakta olan mahpusları serbest bırakılacaklar kapsamına almamakta ve böylece insan hakları savunucularını haksızca üstlerine atılan uydurma terör suçlamalarından dolayı cezalandırmaktadır. İnsan hakları çalışmalarının hiçbir koşulda terörizmle bir arada anılmaması gerektiğinden, insan hakları savunucuları bu türden genellemeler yoluyla kapsam dışında bırakılmamalıdır.

Read more
communique